Buluşma’da ihlaller anlatıldı

Düşünce Özgürlüğü İçin 7. İstanbul Buluşması İstanbul Bilgi Üniversitesi Dolapdere Kampüsü’nde başladı. Buluşmaya, Prof. Dr. Noam Chomsky ve Uluslararası PEN 2. Başkanı Eugune Shoulgin’in de aralarında bulunduğu çok sayıda ülkeden temsilci katıldı.
Buluşma açılış konuşmalar ıile başladı.
Prof. Dr. Noam Chomsky, hakların ancak mücadele verilerek alınacağını hatırlattı. Uluslararası PEN 2. Başkanı Eugune Shoulgin ise, birçok ülkede baskı ve şiddetin biraz daha fazla arttığını kaydetti, Meksika’dan örnek verdi; gazetecileri hapse atmak yerine öldürme yolunun seçildiğini kaydetti. Shoulgin, “En büyük sorun, güven sorunu. Bugün Türkiye’de yaşanan bu. Kimse kimseye güvenmiyor. Devlet bireye, birey de devlete güvenmiyor. Bunu çözmemiz gerekiyor.” dedi.

Buluşmanın “Düşünce özgürlüğü ihlalleri üzerine tanıklıklar” bölümünde katılımcılar kendi ülkelerini anlattı.
Gürcistanlı yazar Irakli Kakabadze, “Gürcistan 20 yıl önce Sovyet ülkesiydi. Şimdi pek çok yoksul insan var ve bu sistem muhalif sesleri de hiçe sayıyor. Sovyet döneminde muhalif sesler daha fazla duyuluyordu” dedi.

Rus gazeteci Prof. Oleg Panfilov ise “Bütün TV kanalları artık devlet denetiminde ve en çok tiraj olan gazeteler de bu durumda. Tek özgür alan internet. Hükümet artık internet üzerinde de baskı kurmaya başladı.”dedi.

ABD’li insan hakları avukatı Judith Chomsky, ABD’de 11 Eylül’den sonra iki kanunun geçirildiğini kaydetti.
Chomsky, Bush yönetimindeki uygulamaların Obama döneminde de devam ettiğini ifade etti ve şöyle dedi: “Buna göre teröre maddi destek sağlamak yasaklanıyordu. Bir takım kuruluşlar mahkemeye gittiler, ‘bu yeni kanun bizim gerçekleştirmek istediğimiz projelere müdahale ediyor.’ Oysa bizim projelerimiz yasaldır. Mahkeme bunu bize dava açmadan yapabileceğini söyleyebilir mi? Bunlar mesela Türkiye’de yaşayan Kürtlere BM’ye nasıl dilekçe yazılacağını öğretmek istiyordu. Ayrıca Sri Lanka’da yaşayan Tamillere siyasi savunuculuk yapmak istiyordu. Bu kişiler genel anlamda yasal davransa da cezai olarak dava edilebilirlerdi. Bu faaliyetleri cezai hale getirten neydi? Her şeyden önce bu ‘terörist örgütler’ listesinde yer alıyor.
Dolasıyla bir kez ABD düşmanı ilan edilince Amerikan yurttaşlarının onlarla iletişim kurmaları engelleniyor.

“Hepimiz Hrant’ız” başlıklı bölümde Hrant Dink için kitap yazan Tuba Çandar, gazeteci yazar Kemal Göktaş ve Avukat Fethiye Çetin konuştu.
Gazeteci yazar Kemal Göktaş, Hrant Dink’in Sabiha Gökçen ile ilgili yazıyı yazmasının ardından başlatılan linç kampanyasını hatırlattı.
Av. Fethiye Çetin, Hrant Dink suikastinin bir örgüt tarafından yapıldığını, organize bir suikast olduğunu söyledi. Tek merkezden yürütülen suç duyuruları ve linç kampanyalarına dikkat çeken Çetin, ona doğrudan saldıran medya dışında diğer medya kuruluşlarının da suskunluklarıyla bu sürece bir biçimde katkıda bulunduklarını savundu.